Akupunktur Tedavisi

Akupunktur Tedavisi

Akupunktur, kelime olarak acus (iğne) ve punctura (batırma, sokma ) kelimelerinin birleşiminden meydana gelmiş olup , “iğne batırma ile yapılan tedavi” demektir.

Akupunktur uygulamaları yaklaşık 3000 yıldır Orta Asya ve Çin bölgesinde uygulanmakta olan Geleneksel – Tamamlayıcı Tıp uygulamalarının en bilineni ve bilimsel olarak kanıtlanan ve sonrasında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından endikasyon alanları belirlenen ve Birleşik Devletler ve Avrupa başta olmak üzere Dünya da yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) akupunktur uygulamaları için 40 farklı endikasyon belirlemiştir. Ameliyat sonrası ve kemoterapiye bağlı veya gebelik esnasındaki bulantı ve kusmalar, diş operasyonları sonrasındaki ağrı, ilaç ve nikotin bağımlılığı, stroke rehabilitasyonu, migren ve benzeri baş ağrıları, menstüel siklus ile ilgili tanımlanan ağrılar, fibromyalji, myofasiyal ağrılar, osteoartrit, bel ve boyun ağrıları, karpal tünel sendromu, astım ve benzeri kronik tıkayıcı solunum hastalıkları, aşırı iştah ve obesite gibi pek çok durumun tedavisinde akupunktur uzun yıllardır başarı ile kullanılmaktadır.

Ülkemizde de 1980’li yılların sonunda Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı Akupunktur Üst Komisyonu kurulmuştur. 29 Mayıs 1991 tarihli ve 20885 sayılı Resmi Gazete de Akupunktur Tedavi Yönetmeliği yayınlanmıştır. Yönetmeliğin amacı ülkemizde akupunktur tedavisinin bilimsel yöntemlerle yapılmasının esas ve usullerini düzenlemektir. Anılan yönetmelik ve Akupunktur Üst Komisyonu, TC sınırları içerisinde kamu ve özel sektör hastanelerinde, poliklinik ve muayenehanelerde akupunktur eğitimi almış ve uygulama sertifikası olan hekimler ve diş hekimleri tarafından akupunktur tedavisi uygulanabileceğini hükme bağlamıştır.

17 Eylül 2002’de 24879 sayılı Resmi Gazetede günümüzün gelişmelerine paralel olarak yeni bir yönetmelik yayınlanmıştır. Akupunktur Bilim Komisyonu kurulmuş ve Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlanmıştır. 2004 yılında da bir genelge yayınlanarak özel sağlık kuruluşlarında akupunktur uygulamalarının hangi şartlarda yapılabileceği düzenlenmiştir. Akupunktur Bilim Komisyonu ülkemizde akupunktur uygulanmasının standartlarını belirlemiştir. ?Sağlık Bakanlığının 27 10 2014 tarihli bu konudaki son yönetmeliği ile Akupunktur başta olmak üzere Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarında bir bütün olarak hastalarımızın tamamlayıcı tıp uygulamalarından faydalanabilmeleri konusunda belirleyici detayları ortaya konulmuştur.

Akupunktur Tedavisi – Akupunktur tedavisinde, tanımlanmış akupunktur noktalarının uyarılması esastır. Klasik olarak paslanmaz çelikten üretilmiş iğnelerle uyarılar verilir. Çok ince ve tek kullanımlık olan bu steril iğneler vücuda batırılırken hasta çok hafif bir ağrı duyabilir, fazla bir rahatsızlık hissetmez. Ardından iğneler birkaç dakikada bir sağa sola çevrilerek veya biraz batırılıp geri çekilerek uyarı verilir. Bu esnada hasta iğnenin olduğu bölgede gerginlik, şişkinlik, ağırlık şeklinde tarif edilen bir his algılar. Bu his istenilen bir etkidir, ancak tam olarak ağrı ya da yanma hissi değildir.

Akupunktur ekollerine göre farklı vücut kısımlarına uygulanabilir. Vücut akupunkturu vücudumuzun her yerinde mevcut olan ve yerleri tanımlanmış olan akupunktur noktalarına uygulanmaktadır.

Bu noktalar meridyen adı verilen kanallar üzerinde yerleşmişlerdir. Vücudumuzda 14 düzenli meridyen ve ayrıca ekstra meridyenler tanımlanmıştır. Belirlenen akupunktur noktaları 361 adettir, bunlara ilaveten ekstra noktalar diye adlandırılan özel noktalar da mevcuttur. Meridyenler boyunca bu geleneksel yöntemin tanımladığı hayat enerjisi olan qi dolaşır. Her bir noktanın özel adı vardır, etkili olduğu organ ya da sistemler tecrübelerle belirlenmiştir. Dolayısıyla hastanın durumuna göre faydalı olduğu tecrübelerle gösterilmiş olan noktalardan bir kombinasyon oluşturulur. İğneler batırıldıktan sonra etkiyi güçlendirmek amacıyla iğnelere elektriksel uyarı verilebilir. Bu şekilde elektroakupunktur uygulanmış olur. Akupunkturun diğer bir uygulama şekli olan kulak akupunkturunda önce bir dedektör yardımı ile kulak noktaları belirlenir ve elektriksel uyarı verilir, ardından 1,5-2 mm’lik iğneler kulak kepçesine batırılarak tedavi uygulanabilir, buna aurikuloterapi adı verilir. Sadece iğne takılırken deriyi deldiği anda kişi biraz ağrı hissedebilir, kısa süre sonra bu ağrı kaybolur, birkaç saat sonra kişi kulağında iğne olduğunu bile unutur, yalnızca kulağına dokununca veya yanlışlıkla çarpınca, üzerine yatınca ağrı hissedebilir. Kulak iğnelerinin üzerinde bulunan çok ince, ten rengi flasterler iğnenin kulakta uzun süre(yaklaşık bir hafta) kalmasını sağlar.

İğnenin kulakta kaldığı sure içinde banyo yapılabilir, havuza girilebilir, sakınca oluşturmaz. Fazlaca rahatsız eden bir iğne olursa erken dönemde çıkarılabilir. Özellikle Fransa-Almanya-Avusturya ekolünde aurikuloterapi ön plandadır.

İğneden çok korkan kişilere ve çocuklara lazer akupunktur uygulanabilir. Aynı akupunktur noktaları klasik yöntemle değil de 830nm dalga boyundaki kırmızı lazer ışığı ile her bir nokta 15-20 sn süreyle uyarılabilir.